Esbelli Evi, A Cozy Cave Inn
A fine small inn of comfortable cave rooms hewn from the golden stone, with beautiful views of the Cappadocian landscape, and the warmest welcome you'll receive in Turkey
Home Page
About Us
Reviews of our Guests
Comments in the Guidebooks
Esbelli Evi in the Press & Web
Esbelli Suites
E-Mail Us
Plan your trip with Tom Brosnahan
"Turkey Travel Planner"
Esbelli Evi

Esbelli Sokak, 8 (P.K. 2) 50400
Ürgüp, Cappadocia, Turkey
Phone: +90 (384) 341-3395
Fax: +90 (384) 341-8848
E-Mail: esbelli@esbelli.com
ESBELLİ EVİ IN THE PRESS & WEB
Hillsider 18
Fem Güçlütürk
Sayfa 16-22

Ürgüp'te bir eviniz var!

Önce Internet'ten Kapadokya hakkında bilgi almak üzere o sayfa senin, bu link benim döndük durduk. Binlerce otel-motel-pansiyon arasında Esbelli Evi'nin sayfasında durduk. Sayfa, gelen, kalan misafirlerin düşünceleri, evin onlarca yabancı dergi ve seyahat kitabında yer aldığına dair notlarla, kanıtlarla bezenmişti -ki bunların arasında Travel Guide, Food & Travel, Gourmet Traveller, Harpers & Queen, Travel & Leisure, Lonely Planet, Elle Deceration, Bell Europa gibi yayınlar var; yani tesadüfi değil, veya bir yayın yönetmeninin jesti olamaz.- Ayrıca araştırmalarımız internet'le kalmadı, Nişanyan'ın Türkiye'nin "En Güzel Küçük otelleri" kitabinı da ikinci referans olarak kullandık. Esbelli Evi için "Muhtemelen yeryüzünün en seçkin mağarası" diyordu. Nişanyan, "Ürgüp alabildiğine şık, ölçülü, mükemmeliyetçi, ( Mükemmelliyetçilik duygusu kulağa tanıdık ve iyi geldi!) Minik bir levha dışında, otelin işaret yok.(Kendini güven ve mütevazilik bir arada diye düşündük). Zengin bir CD kolleksiyonu var, Bach, Couperin, Gorekçi ve biraz caz (giden gören olursa Ahmet Cemallerin bazıları bizden hediyedir!!!) kahvaltıda taze sıkılmış portakal(işte nüans, bizim Hillside Beach Club'da da içine su katılmamış taze portakal suyu var), günlük gazeteler, pürüzsüz temizlik (yaşasın!), çok sayıda büyükelçi, dünyaca ünlü yazar ve bilim adamları Esbelli Evi'nin müdavimleri arasında..."

Üçüncü referansımızda hislerimiz oldu. Esbelli Evi'ne e-mail ile yer ayırttık. Karı-koca ayrı ayrı motorlarla gelecegimizi ve dört gün kalıp oradan da Nemrut'a geçecegimizi bildirdik. E-mail'den sekiz odadan birinin bize yar olacagı yanıtını alınca da telefona sarıldık. Telefonda kanımız ısındı, gittik, gidince kaynadı, Nemrut'u iptal ederek tüm tatilimizi Esbelli Evi'nde, kendi evimizde gibi tamamladık.

Ev sahibi süha Ersöz ile ahbap olduk. Suha, Esbelli Evi'ni yöre mimarisine sadık kalarak ve çok zevkli bir şekilde restore ve dekore etmiş. Kaya odaların içlerinde özenle seçilmiş eşya ve eski kilimler var; her odadabirbirinden farklı malzemeler kullanılmış. Birinde şömine,birinde sedir, birinde kitaplarındurdugu bir oyuk. İki terasvar; birinde müzik dinleyerek turasan şarabını yudumluyor ve ürgüp'ün Erciyes'e kadar açık manzarasında güneş batışını izliyorsunuz;genelliklede Esbelle Evi'nin diğer misafirleriyle dünyanın bir ucundan gelmiş bir gökbilimcisi veya bisiklet turuna çıkmış bir doğa düşkünü ile sohbet ediyorsunuz. Diğer terasta ise ;sabah taze ekmek; bal, reçel ( büyük kavonozlarda ), yumurta filtre kahve (Nescafe yok - bilenler için : tercihlerdeki bu kendine güven Tünel'deki Refika'da da var), çay, zeytin, taze portakal suyu ile kahvaltı ediyorsunuz; dilerseniz, günlük gazeteler, tatilde hayattan kopmak istemeyenlerin emrine amade. Resepsiyon denen, gözü acıtan bir banko yok. Antika bir masa üzerinde bir telefon bir kaç kağıt, defter, kalem duruyor. Gerçekten bir arkadaşınızın yazlığına tatile gelmiş gibi başlayan tatil, aynen öyle devam ediyor ve gerçek bir dost kazanarak eve dönüyorsunuz. Esbelli Evi'nin sıcaklığı, seçkinliği, abartısızlıkla yakalanmış özgünlüğü aklınızdan çıkmıyor. Sahibinin kültürü, kalitesi, zevki, yardımseverliği ve espiri anlayışı Esbelli Evi'ni gurur duyması gereken küçük işletmelerinin başına taşıyor.

SUHA KİMDİR ?

Memleket : Konya - Akşehir
Okul : İzmir/Bornova-Anadolu yatılı, Ankara Hukuk fakültesi; askerlik; kısa bir süre İtalya; üniversite yıllarında lisan kursları; çiftçilik; Akşehir'de benzincilik (pompacı değil, sahibi). Bir süredir de turizmci, üstelik aynı anda ev sahibi, komi, resepsiyonist, internet operatörü, garson, aşçıbaşı. Birlikte çalıştığı genç bir-iki kişi ve kendisine yardımcı olan annesi ile birlikte...
Hedefi : Tıp okumak istiyormuş, ilk dokuz tercihi tıp, onuncu ve on birinci tercihi hukuk imiş. Hukuk fakültesi'ni kazanmış. Ama "avukatlık severek yapacagım bir meslek olmadığı için, benzin istasyonu da başında beklenmesi gerekmeyen bir iş olduğu için, belli bir ilginçlik ve kültür düzeyinde yerli yabancı misafirlere belli bir şeyler sunmak; Kapadokya gibi güzel bir çevrede, eski bir evde yaşamak, güzel insanlarla güzel ortamda olmak" arzusu ile turizm mesleğine geçmiş. Aslında turizm ile ilk bağlantısı 1979 Ürgüp-Turizm Bürosun'da turizm gönüllüğü (iki ay kadar) olmuş.

"Turizm gönüllüsü" ne demek?
Yabancı dil bilen, sınavı geçen Lise-Üniversite ögrencilerine belli bir kurs ve sınav sonrası turizm bürolarında çalışma imkanı tanınmıştı. Ben de bu sınavı geçip 200 kişiden Ürgüp'ü seçen tek kişi olarak Ürgüp Turizm bürosunda çalışmaya gittim.

Esbelli evi karşına nasıl çıktı?
Belçikalı doktor bir karı koca ile tanışmıştım Ürgüp'te. Onlar gezdirmişlerdi. Esbelli evini sohbet arasında " ben de böyle bir ev alabilsem" demiştim. Bir ay sonra aradılar "Evi satıyoruz" diye.

Restorasyonu kim yaptı?
İlk aldığımda onlar oturmak için restore etmeye başlamışlardı. Ben de ilk aldığımda ev olarak almıştım. Ticari anlamda ne olur ne olmaz bilmiyordum. 1978'de turizm bürosunda beraber çalıştığım Erhan Bey'in teşviki ile pansiyona çevirirsem hem tüm dünyadan insanları konuk ederiz, hem de karşılarız dedim. Zaten kafamda da vardı.

1978'de bu kadar çok otel-motel yoktu herhalde?
Çok azdı. Belediye hoparlöründen anons edilirdi: "Evlerine yabancı misafir isteyenler lütfen Turizm Bürosuna başvursun!" diye.

Pansiyon olarak ne zaman başladınız?
1992 yılında beş oda olarak başladık. Ekleme ve büyütmeler takip etti. İlk aldığım üç evin arasına sıkışmış iki ev daha vardı. Zorunlu olarak orayı da aldık. Yakın çevremizde bizi rahatsız etmesinler diye koruma amaçlı aldığımız yerleri toparlayalım derken, beş oda kalma imkanı varken, dokuz oda olduk. Yakında da 500 m² lik bahçe içinde iki yatak odalı, mutfaklı apart odayı da tamamlıyoruz.

Esbelli Evi'nin projesini kim yaptı? Getirdiğim mimarların Kapadokya'nın mimarisi ile ilgili bilgi ve çalışmaları olmadığı için, sundukları projelerin yöre mimarisine uymadığını gördük. "ne kadar çok oda çıkarsa iyi" diye düşünen mimarlardı. Biz de etrafı inceledik, ustaları seçtik, yöreye uygun renovasyonu kendimiz yaptık.

Bu kadar dergide yer almak nasıl oldu? Özel bir PR şirketi ile mi anlaştınız?
Hiçbir dergiye tanıtım yapmak için baskı yapmadık, ilişki kurmadık. Bizi tanıtan sadece broşürümüz vardı. Ama onları da kimseye göndermedik. Gelen konuklar alıyordu.

Senin seçkin bir müşteri listen var, nasıl oluşturdun?
Kapadokya deyince zaten eleniyor. Müşterilerimizin çoğunluğu guidebook'larla geliyorlar. Araştırıcı olanlar okuyor, tercihini özel yapıyor. Bed&Breakfast tercih ediyorlar, gündüz gezmek istiyorlar. Bu tip insanlar daha kültürlü oluyor. Ayrıca sesten anlıyoruz, soruş biçimlerinden anlıyoruz, telefonla arayan herkese yer vermiyoruz.

Mesela?
"Odalarda banyo var mı?", "Sıcak su akıyor mu?", "Paket programınız var mı?" gibi soru soranları tercih ediyoruz (yer ayırttırırken ne soracağınızı da öğenmiş oldunuz!).

Esbelli Evi'nin büyüsü (bizi de bir hafta alıkoyan) nedir?
Kapadokya'nın özgün mimarisi. Peribacaları, kaya mezarları, kaya odaları, tüneller... Arıca misafirlarin kendilerini evde hissetmeleri. İçeri ilk girdiklerinde bir resepsiyonla karşılaşmıyorlar. Bir misafir gibi karşılanıyorlar. Mutfak gösteriliyor, çay şurada, kahve burada, oturma odasındaki CD'ler, kitaplar. Açık alanda yıkanan çamaşırlar (kendi çamaşırlarınızı ortak alanda makine ve deterjanla yıkayabiliyorsunuz), kendilerini otelde hissetmiyorlar. Hoşuma giden olay, daha önce gelen bir çift sonradan gelen bir çiftle "ne içersiniz?" diye soruyor sahiplenip. Telefon çalınca bakanlar, kapı çalınca açanlar gibi bir ev havamız var. Yoksa otantik yer çok, dünyanın her yeri otantik otel, motel, pansiyon dolu. Ama kimse sizi mutfagına sokmak istemez!

Fiyatın da ona göre yüksek tabii!
Kapadokya'daki benzer yerlere göre diyelim...

Esbelli'ye benzer nereler var?
Esbelli evi'nden esinlenerek bölgede 2001'de en az toplam 50 tane böyle otantik ev-pansiyon arası yer açılacak. Rekabet artıyor.
Kendi aralarıda rekabet olacak.

%10 doluluk olan bir yerde ne akla hizmet bu durum?
İnsanlar büyük otellerin boş kaldığını, Esbelli Evi'nin dolduğunu gördüler. Ayrıca ucuz kredi ile cazip geliyor. Kalitesiz yatırımlarla turizm çöplüğüne dönüştük. Fiyatlar düşüyor, charter'lar falan filan... Bir kilise-bir halıcı, bir kayaköy-bir çanakçı yöntemiyle para kazanıyorlar.

Kapadokya'daki yatak kapasitesi nedir ?
Yıldızlı oteller 100'den fazla, Ihlara'dan tut Avanos, Ürgüp, Nevşehir, Kaymaklı gibi Kapadokya'nın her yerine dağılmış aşağı yukarı 10.000 yatak var. Doluluklar 1998'de %50, 1999'da %10.

Sebep?
Arzın talebe göre fazla olması. Kapadokya'ya özel adam gelir. İnsanlar Türkiye'ye Kapadokya diye gelmiyorlar; Efes, İstanbul, Antalya diye geliyorlar. İstanbul'dan Kayseri veya Nevşehir'e uçak var. Avrupa'dan ise direkt uçuş yok.

Turist profili nedir?
Gerçek anlamda gezmeye gelen Türkler %5, kalan %95 de Fransız ağırlıklı olmak üzere; İtalyan, İspanyol, İngiliz, Amerikalı, Avusturyalı, Japon.

En iyi sezon nedir?
Mayıs, haziran. Çok sıcak değil, okullar açık olduğu için kalabalık değil, vahşi kır çiçekleri filan...

Biz geldiğimizde ağustos'tu, üzümleri bağlardan yiyorduk. Kayısıları önce ağaçtan, sonra balkonlara yayılmış, sonrada sandıklarda gördük. Her türlüsünü yedik. Kükürtsüz olan koyu renklisi de nefisti. Peki, Kapodokya'da "ne yaparız?" diyenlere ne diyorsunuz ?
Av turu, balonla tur, vadilerde "hiking," "trecking," bisiklet, Göreme Müzesi, Üçhisar, Avanos'daki çanak atölyeleri, yer altı şehirleri, kiliseler, Ihlara vadisi, Güzelyurt, kızılvadi, Soğanlı vadisi...

Ne kadar devam edeceksiniz bu işe?
Artık bu benim için bir hayat tarzı oldu. Dört aylık tatilim var, kurulan dostlukları pekiştirme imkanı buluyorum. Kendilerini misafir gibi hissettikleri için beni de aynı şekilde misafir etmek istiyorlar; evlerine dönünce kartpostallar, cd'ler, davetiyeler gönderiyorlar (Bu röpotaj bahanesiyle istanbul'a gelmesini sağlayıp Suha'yı ağırlama mutluluğuna biz de eriştik).

Yaz aylarında su kenarı, kışın kayak tatili tercih edenlerdenseniz dahi, bayramların ne tam yaz, ne tam kışa geldiğini bu senelerde, ne yapıp edin Esbelli Evi'ne gidin. Öyle üç-dört gün kalıp dönerseniz, aklınız kalır. Tatilinizi en az bir hafta tutun, fotograf makinenizi, yürüyüş ayakkabılarınızı alın ve dünyanın en konforlu mağarasında kalmak, yeni bir dost edinmek ve "Yüzüklerin efendisi"nin filminin çekilmesi gereken hobit'ler diyarını görmek için Kapadokya'ya gidin. Başka bir planette olduğunuzu hissedeceksiniz.

Suha Ersöz'den bazı tespitler:

  • Yanımda çalışan gençlerden üç tanesini Amerika'ya, bir tanesi'ni Japonya'ya, bir tanesini de Arjantin'e koca olarak ihraç ettik.!(eş arayanlara duyurulur).
  • Tercih ettiğimiz konaklayıcı tipleri arasında yer almanın altın kuralları: Acente veya rehber bağlantınız olmaması, sunduklarımızdan yararlanmaya açık olmalısınız. Mesela Japonlar kapıdan girer, şöyle bir bakmadan odalarına girer, sabah kahvaltı edip teşekkür eder, hemen gezmeye çıkarlar. Acente müşterileri de 7.30'da uyandırma verir, bütün gün dolaşır, akşam gelip duş yapıp yine yemeğe götürürler.
  • Giderken İnğilizlerin adını bile öğrenemeyiz. Özellikle söylemezler.
  • Amerikalılar muhakkak isim, telefon, adres verir giderler; ayrı bir odaları ve banyoları olduğunu, kesinlikle beklediklerini belirtirler.
  • İtalyanlar sarılıp öper, davet edenler gerçekten eder
  • Fransızlar "Gelirsen uğra"gibisinden nezaketen adres verirler, telefon vermezler ( çat kapı gidermişiz gibi).
  • Türkler iyidir.
  • Avusturalyalılar cana yakındır, konuşkan olurlar.
  • Avusturalyalılar ve Amerikalılar kahvaltıda yan masadan sürekli birbirleriyle konuşurlar.
  • İngilizler kendi aralarında bile konuşmazlar.
  • Başka otelci arkadaşlarında söylediği gibi, Japonlar, kapı açma özürlüdürler. Kilit açma yetenekleri gelişmemiştir. Gece Japonlar eve dönmediyse, uykudan ölsem de yatamam, çünkü kapıyı açmam gerekir.


Esbelli Evi'ne gelen e-mail rezervasyonlarından matrak seçmeler :

Dear Sirs,

Kindly advise the rate in triple rooms as well as quadruple rooms for the second week of April, also advise if the hotel is near from Taksim Street or not. We are an Egyptian group, so, please give us a special rate.

Thank you
Hala

Dear Hala Hassan,

Our hotel Esbelli Evi, is in Cappadocia area, in Central Anatolia, not in İstanbul. If you take a bus, it takes abaut 12 hours. If you like to walk it may take 60 to 90 days, depending on how good walkers you are.

Regards,
Suha Ersoz

Sevgili Suha,

29 Ekim'de birkaç arkadaşımız gelecek ama arabayla geldikleri için geç gelebilirler, kapıyı kim açar? Sokakta kalmasınlar!...

Fem

Fem,

.... Saat kaçta olursa olsun kapımızı çalsınlar. Karşılarıda beni bulacaklar! Kendilerini sıcak, küçük oturma odamıza alacağım. Çay, kahve gibi bir ikramda bulunmamı bekleyecekler. Maalesef sabahın köründe fazla kibar olamayabileceğim için biraz hayal kırıklığına uğrayacaklar. Zaten koşa koşa gelmelerinin pek bir anlamı yok. Hava kurşun gibi ağır! Sürekli yağmur, sürekli rüzgar, karanlık, soğuk! Evden dışarı çıkmayacaklar. Hemen geriye evlerine dönmek isteyenler çıkabilir içlerinden. Böyle bir olasılığı da gözardı etmediğimden, konaklama paralarını peşin "charge" etmeyi düşünüyorum!

Arkadaşlarına bir teselli : Hiç değilse sizin gibi motorsikletlerle gelmiyorlar...

Haydi şimdilik hoşcakal...
Süha

Home Page | About Us | Reviews of our Guests

Comments in the Guidebooks | Esbelli Evi in the Press & Web | E-Mail Us